27 Ağustos 2010 Cuma

İstanbul Fashion Week '10





Organizasyon yapmayı ne zaman öğreneceğimizi gerçekten merak ediyorum. "Biz millet olarak şöyleyiz", "Türkiye'de olmuyor bu işler üstadım" tarzı konuşmalara her ne kadar ifrit olsam da, bundan sonra en çok kullanacağım cümleler bunlar olacak sanırım!
Neyse efendim, dün gece İFW dolayısıyla Arzu Kaprol defilesindeydim. Malum defile de aynı zamanda benim kampüsüm olan, kendisine oldukça aşık olduğum Taşkışla'mızda. Ben de akşam için kaptım el yapımı pek sevdiğim yeni mini elbisemi ve hastası olduğum tapılası şahıs Steve Madden topuklularını, uçtum Taşkışla'ya. Defile 21:00'da olmasına rağmen, davetiyeyi veren arkadaşımla içeride 20:10 gibi buluştum, o da içerinin çok kalabalık olduğunu, bana hemen defilenin yapılacağı çadıra gitmemi söyledi. Nitekim ben de hiçbir şey yemeden içmeden koşa koşa oraya gittim; iyi ki de yapmışım! Zira saat 21:10'a kadar kapıda bekledik, basın, vip ve davetliler birbirine karıştı ve inanılmaz bir itiş kakış oldu. Tabi bu sıra benden daha akıllı ve tecrübeli olan ablaların birçoğu ellerindeki poşetlerde getirdikleri babetleri çıkarıp giydiler! Ben de en son çıkışa beni almaya gelen arkadaşımdan bana ayakkabı getirmesini istedim ve huzuru Converse'de buldum! Neyse, bütün bu bekleyişin sonunda kameraman bir arkadaş "bravo size, şahane bir organizasyon yapmışsınız" diye bağırınca alkış kıyamet koptu. Arkamda konuşanlar da dün de birçok defilede aynı sorunun yaşandığını ama görünüşe göre bir değişiklik olmadığını söylediler. Neyse en sonunda içeriye girdik ve bir 20 dakika da burda bekledik, çünkü provalar bitmemişti! Burda da alkışlı protestolar devam etti ve sonunda 21:30'da defile başladı. -Bu arada kapıda Burcu Esmersoy'u gördüm, büyüleyici diyorum başka bir şey diyemiyorum!

İlk çıkan siyah parçaları ben pek beğenmesem de renkler değiştikçe koleksiyon göze oldukça güzel gelmeye başladı! Hatta bayıldığım tasarımlar bile oldu. Fakat beğendiğim ender mankenlerden olan Tuğçe Kazaz dışındaki birçok manken 3. sınıfmış gibi geldi bana. Gereğinden fazla gerdan kırmalar, el kol sallamalar falan. Görsel olarak çok keyif aldığımı söyleyemeyeceğim doğal olarak. Onun yerine tam karşımda oturan Ebru Şallı'yı izlemek çok daha keyifliydi. (Unutmadan, dilerim şom ağızlılık yapmıyorumdur ama bu kadının çocukları nasıl sağlıklı doğuyor? Kendisi doğum yapmak üzere ama ayağında 10 cm topuklu vardı ve en fazla 50 kiloydu!)
Ve defile bittiğinde, bu benim kafamdaki kurgu muydu bilmiyorum ama, Arzu Kaprol selam vermek için çıktığında sadece birkaç adım ileride durdu. Kendisini alkışlarla protesto eden basının 5 metre uzağındaydı!
Ve bugün.. İFW yazımı yazmak için arkadaşım Didem'in de bugünkü Özgür Masur defilesi sonrasındaki izlenimlerini bekledim ama, kendisi kapasite dolduğu gerekçesiyle içeriye alınmayan 150 kişiden biri olmuş! Bir türlü anlayamadığım, madem defilede yer yok, neden haddinden fazla kişi davet edilir? Yıllardır aynı şeyler yaşanıyor, ne zaman ders alacağımızı gerçekten merak ediyorum. Gerçi, Anna Piaggi'nin olduğu bir yerde Anna Kournikova'nın ilgi gördüğü bir organizasyondan ne beklenebilir ki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder