fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2010 Salı

17 Yaşındaki Çocukları Dövmek


Bu yazıyı çok geç yazdım, çünkü Galatasaray-Fenerbahçe U17 maçı sonrası görüntüleri izlediğimde çok utandım. Soyunma odasında gözünün altına buz torbası koyan, gözlerinden yaş akıta akıta tedavisini yaptıran Fenerbahçeli genç sporcuları gördüğümde hissettiklerim çok canımı acıttı. Hangisine üzüleceğimi de bilemedim, koca koca adamların, ülkenin geleceği olan çocukları dövmesine mi, bu çocukların uzun süre yaşayacakları travmaya mı, velilerin çocuklarını o ortamdan kurtarmak için çırpınmasına mı, U17 maçı da olsa yıllardır maçlarında olaylar çıkan iki takımın maçında güvenlik önlemi olmamasına mı, yoksa olayların yaşandığı kulübün sonrasında yaptığı açıklamada özür dilemekten aciz, sadece "üzüntülerimizi bildiririz" diyip durmasına mı.
Belki de ilk kez bir konuda Hıncal Uluç'a katılıyorum. "Başka bir ülkede bu olay yaşansa Başbakan konuşurdu, İçişleri Bakanı konuşurdu, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı konuşurdu, yeterli güvenliği sağlamayan kulüp başkanı da istifa ederdi." Ama bizde kimse sorumluluğu üstüne almıyor, her şey "kontrolümüz dışında gelişen olaylardan ötürü" oluyor.
Şu anda tek şükrettiğim konu, Fenerbahçe'li sporcuların daha ciddi darplar almamış olması. Çünkü aldıkları bir darbeyle futbol hayatları dahi bitebilir, hayati sorunlar yaşanabilirdi. İşte o zaman kimse sadece "geçmiş olsun, olayların takipçisi olacağız" demekle kurtulamazdı.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kızlar Dünya Şampiyonu!

Fenerbahçe Acıbadem Voleybol takımı, Katar'da yapılan Dünya Kulüplerarası Voleybol Şampiyonası'nda Brezilya'nın Sollys Osasco takımını 3-0 yenerek Dünya Şampiyonu olarak tarih yazdı. Üstelik "Sarı Melekler" rakibe set dahi vermedi! Tebrikler kızlar..



26 Ekim 2010 Salı

24 Ekim, Kadıköy (Deja-Vu Mu Sandın Dostum?)


Öncelikle bu, gecikmiş bir derbi yazısıdır. Sebepleri ise İtü'de Mimarlık Fakültesi'nde okumak ve tenis oynamanın da saatlerini abartınca işlevini yavaş yavaş kaybetmekte olan bir sağ kola sahip olmak..

Neyse, biz gelelim 24 Ekim Fenerbahçe-Galatasaray derbisine. Maçtan önce herkes Rijkaard'ın gidişini, Hagi'nin nasıl bir taktikle sahaya çıkacağını, Galatasaray'ın klasik Kadıköy sendromunu yaşayıp yaşamayacağını tartışırken, o gece birçok insanın tahmin edemeyeceği bir sonuç ve oyunla son buldu; Galatasaray Fenerbahçe'den oldukça üstün oynadı ve maç 0-0 bitti.



Maçın adamı ise açık ara Pino'ydu! Özellikle ilk dakikalarda Elano'nun şık pası ile öyle bir şut attı ki, ben gol oldu sanıp kendimi kaybetmek üzereyken ancak etraftan gelen tepkilerle golün kaçtığını anladım.




Servet ve Ayhan'ı ise işin açığı gözüm görmek istemiyor. O yüzden ne oyunları ne de emekleri gözüme geliyor. Biraz fazla kişisel, duygusal bir tepki labilir ama durum bu. 2 sene öncesine kadar oyunculuğuna hayran olduğum Servet bu olamaz.

Sabri'yi ise ne kadar sevdiğimi Fenerbahçe derbilerinde daha iyi anlıyorum :) Çünkü o akılalmaz, fiziğe aykırı şutlarını en çok bu maçlarda çekiyor, çünkü taraftarının yanına gidip 3'lü çektiriyor, üstüne karşı takımın taraftarından da küfür yiyor. Öyle ki maçı izlerken yine  şutlarından birini attığında "Sabri seviyorum seni" diye bağırmaktan kendimi alamadım :) -Bu paragrafta bol miktarda ironi mevcuttur!-

Neill her zamanki gibi mücadeleci, Insua'nın yerine neden Hakan Balta var anlamak zor ve Mehmet Batdal da bir ara oyuna giremez miydi diye düşünmedim değil. Gazetelerde okuduğuma göre Aykut da son 10 yıldır Kadıköy'de ilk kez gol yemeyen kaleci omuş, tebrikler! (?!) Ayrıca Emre Çolak'ın böyle bir maçta son saniyelerde şut çekebilme cesaretini kendinde bulabilmesi sevindirici bir gelişme olsa gerek. Üstelik düşüncesi de güzeldi ama sanıyorum top zayıf olan sağ ayağına gelince biraz hafif kaçtı.

Hagi'ye gelince, böyle bir maç öncesi bu takımın başına geçmesi, maça özel taktikle çıkması ve bu işin altından başarıyla kalkması.. Neden bir Galatasaray efsanesi olduğunu anlamak çok zor değil bu yazılanlardan sonra. Bir de Hagi çok, çok mutlu burada olmaktan, bunun neticesinde de başarısızlık gelmez sanıyorum..