efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2011 Cuma

Kulübüme Dokunma!


Yeni çıkan ve zekaüstü emareler taşıyan önergeye göre, artık hiçbir alkol firması, bir spor kulübüne adını veya logosunu veremeyecek. Bu doğrultuda Efes Pilsen de bir yıl içerisinde adını ve amblemini değiştirmek zorunda. Tabi iş sadece bunlardan ibaret de değil, kulübün yeni bir sponsor bulması ve Anadolu'da açtığı Basketbola İlk Adım okullarının adını değiştirmesi gerekiyor. Bunların dışında Efes Pilsen firmasından sanata ve spora karşı da hiçbir yatırım olamayacak. Yani ülkedeki en büyük basketbol kulüplerinden birinin tarihini silmesinin yanı sıra, Efes'in sponsor olduğu müzik festivalleri de artık başka isimlerde -olursa tabii- yer alacak.
Bütün bu üzücü durumları yaşarken, ben de şu güzel siteyi bir anımsatayım dedim:
"34 yıllık tarihinde Türk basketbolunun lokomotifi olmayı başaran ve Koraç Kupası'nı ülkemize ilk kez getiren takım olarak göğsümüzü kabartan Efes Pilsen, kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (TAPDK) yeni hazırladığı taslağa göre, Efes Pilsen artık parkelerde boy gösteremeyecek.
Taslağa göre alkollü içecek firmaları herhangi bir spor takımına sponsor olamıyor ve ismini veremiyor. Bu taslağın haya geçmemesi için 'Kulübüme Dokunma' hareketine desteğinizi bekliyoruz."
http://www.kulubumedokunma.com/

16 Aralık 2010 Perşembe

Efes Pilsen 79 - 78 Panathinaikos


Bu post'a "ne maçtı ama!" diye saçma ama oldukça gerçek bir giriş yapmak istiyorum, evet. Ama gerçekten nasıl güzel, bol adrenalinli bir maçtı, iyi ki oradaydık!

Neyse efendim, İstanbul trafiği malum salona biraz geç kalıp, ilk çeyreğin sonunda doğru yerimize oturduğumuza, farkettik ki skor 21-7 lehimize! Efes'in fırtına gibi bir başlangıç yaptığı pek aşikar. Bu arada seyirci de enfes, her ne kadar davullarla tezahürat yapıp, pek basketbol seyircisi izlenimini uyandırmasa da takımı ayakta tuttuğu çok net. -Bu arada 18.000 küsür seyirci varmış, ne sevindirici! Birçok minik ilk okulluyu da öğretmenleri eşliğinde maçta görmek de öyle sevindiriciydi.

2. periyot başlarken Rakocevic ve Wisniewski yerine Sinan Güler ve Kerem Tunçeri oyuna giriyor. Nachbar, Rakocevic ve Kerem Gönlüm'ün müthiş oyun ve sayılarıyla 2. çeyrekte de farkı 18'e çıkarıp 42-24 önde bitiriyoruz.

2. yarıya ise etkili başlayan Panathinaikos oluyor. Hücumlarımızdan boş dönüp, savunmayı da iyi yapamayınca 3. çeyrek sonu farkın 3 sayıya inmesine ne yazık ki engel olamıyoruz.

Panathinaikos son çeyreğe de gayet iyi başlıyor. Diamantidis'in sayılarına engel olamayaınca son 3.6 saniye kala 78-77 geriye düşüyoruz. Vee son hücum şansı bizdeyken Kerem Tunçeri yine hepimize deja-vu yaşatıyor; ve son saniye turnikesiyle bizi 79-78 öne geçiriyor! Ekşi Sözlük'te yazdığı gibi: Bu son saniye hücumlarının patenti almalı bence de Kerem :)

Sonuç olarak kazansak da, çok rahat giden maçı biraz heyecanlı hale getiriyor Efes ama olsun. Benim için tek sıkıntı ise hala Ender'i sahada görememek. Hem de 1 saniye bile. Ender Arslan'ın bunu haketmeyen bir oyuncu olduğuna ise adım gibi eminim. Üstelik 3. ve 4. çeyrekte oyun kurmakta zorlandığımız anlarda Ender'en daha iyi nasıl bir alternatif olabilir ki? Perasovic ona oldukça haksızlık ediyor.

Neyse, Efes sonuçta kazanıyor ve adını top 16'ya yazdırıyor, seyirci destekleri tam, deplasmanda da daha iyi sonuçlar elde edebilirsek her şey harika olacak gibi görünüyor. Tekrar tebrikler Efes!