ne var ne yok? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne var ne yok? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2011 Çarşamba

Ne var ne yok? #6

Ne zamandır "ne var ne yok" postu yapmıyodum, özledim! Belki de bunun yine ne zamandır Büyük Ev Ablukada konserine gitmememle alakası vardır. Neyse konumuz bu diil.

*Şimdi öncelikle benim için en önemli olanından başlıyoruz. Malumunuz, aylardır ağlayıp sızlandığım üzre Prens Harryciğim tekrar orduya katılmak için eğitim almak üzere Amerika'ya gitti.Amerika basını kendisinin gidişiyle ilgili sürekli haberler yapıp "9 ay sonra hastanelerin kızıl çocuklarla dolup taşacağına şahit olacağız" gibi şeyler yazıyordu, hala da devam ediyor tabii. Neyse, kendisiyle ilgili son somut haber şöyle;

Prens Harry ve arkadaşları Kaliforniya'da bi' otelde, havuz kenarında İngitere'nin rugby maçını izerken, o sırada havuz kenarında bulunan bi' kızı, üzerinde kıyafetleriyle arkadaşları suya atmışlar. Sonrasında yine bu kızımızın anlattığına göre onu kurtarmak için ilk atak yapan Harry olmuş, havlusuyla kıza sarılıp ısıtmaya çalışmış falan. (Kafanı kırıcam) The Sun'ın dediğine göre sonraki gece prens ve arkadaşları, yine bu kızımız ve arkadaşlarıyla otelde buluşup biraları tekilaları falan götürmüşler. Adı Lindsay Swagerty olan bu arkadaşımız da, "Muhtemelen hayatım boyunca tanışacağım en büyüleyici adam Prens Harry'dir" demiş, lütfetmiş. Bu arada ben kızın Facebook hesabına falan baktım, hiç de güzel diil yani. NEYSE.


Bu arada bi' taraftan Harry'nin Amerika'ya gitmeden eski ve uzatmalı sevgilisi Chelsy Davy ile barışmak istediğini, fakat Chelsy'nin prenses değil, kendi ayakları üstünde durabilen bir kadın olmak istediğini ve bu yüzden onu reddettiğini yazmış, The Mail. Respect.


*Evet bu kısım biraz çirkin. Bayaa çirkin hatta. Ashton Kutcher'ın, altıncı yıldönümlerinde Demi Moore'u aldatması, aldattığı kızın çıkıp geçirdikleri tek geceyi bütüüün ayrıntılarıyla anlatması; öyle ki yazmaya utandım, ne biliyim çirkin. Hayır yani bi' de insan kızın resmini görünce "Demi Moore'u gerçekten bununla mı aldattın?" diye adama saldırmak istiyor. Tony Parker bir, sen iki Ashton. Boyunuz posunuz devrilsin.


//Bu arada benim çok uzun boylu erkekler aldatmaya daha meyillidir teorim güçlenmeye devam etmekte.


*Bu kısım da biraz çirkin galiba. Amerikan basının bazen bizdekinden daha vicdan yoksunu olduklarını ve tiraj arttırmak için ne iğrenç yaptıklarını bir kez daha gördük. 


Salı gecesi, yani dün, Amerikalı insanlar televizyonlarında Michael Jackson'ın otopsi masasında çekilmiş çıplak fotoğrafını gördüler. Genital bölgesi siyah bir bantla kapatılmış olan fotoğrafı gören insanların çoğu şok geçirip kanalın telefonlarını kitlemişler tabii. Ben de gördüm ama keşke görmeseydim tabii.


Bu arada, bunu yapmak en az sırtından bıçaklanmış kadın fotoğrafını sansürsüz, yarım sayfa yayınlamak kadar iğrenç, değil mi?






*Son olarak; bu da üzücü bi' haber. Amerika, kaybolan bu 10 aylık bebeği, Lisa'yı arıyor. Ancak halk, feci halde anne ve babanın çevirdiği bi' dolap olarak düşünse de hemen hemen herkesin gündemi bu olmuş. Bizdeki Müge Anlı vakaları hesabı yani. İlgili haber şöyle.








Öneri:
*Bi' sosyal sorumluluk - sergi haberi bu da; başta moda bloggerları olmak üzere "Sorumlu Blog" adı altında bi' oluşum kuran birçok blogger, HIV/AIDS ile ilgili insanları bilgilendirmek ve öyargılara son vermek amacıyla bir araya geldiler. Konuyla ilgili çektikleri fotoğraflar ise Taksim metrosu çıkışında. Siteleri de burda:


http://sorumlublog.com/


16 Ağustos 2011 Salı

Ne var ne yok? #5

Sahi, ne var ne yok?


*Royal Gossips!


Gün geçmiyor ki prensesimizle ilgili bir haber ajanslara düşmesin.. Şimdilerdeki sıkıntı da kendisinin yemek yeme alışkanlığı mağlum. Life and Style Mag'e göre, Kate, sinir ve stresten yemek yemeyi reddediyormuş. Kraliçe'nin baskıları ve kocacığı William'ın güvenliğinden duyduğu endişelerden çok sıkılmış, yemek yemeyi reddetmek de onun için bir çeşit isyan yöntemiymiş. Ayrıca sarayda sürekli yönetilmekten sıkılmış ve kendisinin yönetebileceği tek şey yine kendi bedeni olduğu için kendine karşı da çok katı davranıyormuş. Kızkardeşi Pippa da günde beş kez arayıp ablasının yemek yediğinden emin olmak istiyormuş. Sevgili prensimiz de bu konuya çok üzülüyomuş, eşini diyetten vazgeçip Pippa'yla zaman geçirmeye ikna etmeye çalışıyormuş ama Kate her seferinde konuyu değiştirip çoktan yemek yediğini ya da aç olmadığını söyleyip duruyormuş... Fakat aynı zamanda Kate'in hiçbir davette alkol almadığı da gözlerden kaçmamış, yani kendisi beklendiği gibi hamile olabilir.

Bu arada Pippa demişken... Royal Wedding zamanında kendisine hayran olan İngiliz basını, şu anda onu yerden yere vuruyor. Öyle ki medya, asla istikrarlı olmayan ve sevgilisi Alex Loudon ile 15439852 kez ayrılıp barıştığını duyuran bu hanımefendinin "poposunun yalandan yapıdığını" iddia ediyor. (Sanırım deyim gibi bi' şey, Türkçe'ye direk çevirince biraz abes oldu ama :)) Hatta ablasının asaletinin onda olmadığını ve Pippa'nın royal ailesinin de adını kullanarak ünlü olabilmek için sürekli gündemde kalmaya çabaladığını söylüyorlar. Bu arkadaşımızın popülaritesi o kadar düşmüş ki, Royal Wedding'de giydiği elbise 270$ olduğu halde hala alıcı bulamamış..

Royal başladık yine öyle devam edelim madem.. Daha önce Prens Harry'nin, jenson Button'ın eski sevgilisi olan Florence Brudenell-Bruce ile birlikte olduğunu söylemiştim. (Dünyada Jenson Button'dan ayrılıp Prens Harry ile çıkan kadınlar var farkındayız di mi?) Neyse, prensimiz bu hanım kızımızı terketmiş çünkü sadece ordu üzerine odaklanmış ve uzaktayken birine bağlı kalmak istemiyomuş. (Yine Afganistan'a gideceğini biliyoruz maalesef :( ) Diğer bir söylenti de prensin aklının hala eski sevgilisi Chelsy Davy'de olduğu yönünde.. Hatta sarhoş olup olup Chelsy'i aradığı bile söyleniyor! (Bu dünyada bi' prensin aşkından ölmesine cevap vermeyen kadınlar var, bunun da farkındayız di mi?!)

Ha bir de Prens Harry, komando eğitimi almak üzere Ekimden itibaren Arizona'ya gidecek ve gelecek yaz da Afganistan'da olacak. Kendisi bu sırada Queen's Diamond Jubilee'yi (Kraliçenin tahttaki 60. yıl kutlamaları) ve Londra Olimpiyatlarını kaçıracağı için üzgünmüş, ama büyükannesinden Afganistan'a gitmek için iznini koparmış ve "beni herkesten çok o anlıyor" demiş. Neden William karısıyla gününü gün ediyor da Harrycik taa Afgan ellere gidiyor diye ağlamamak elde değil.

*Yeni bir aktör: Madox Jolie-Pitt 

Brad Pitt'le Angelina Jolie'nın 900 çocuğundan sadece biri olan Madox'un en büyük hayali gerçekleşmek üzereymiş! Ebeveynlerine bir filmde rol almak için yalvaran Madox'a ailesinden "körün istediği bi' göz, Allah verdi iki göz" gibilerinden bir cevap gelmiş ve Brad Pitt'in katkılarıyla bu delikanlı Battling Boy isimli bir aksiyon filminde oynayacakmış.. Angelina zamanında her ne kadar oğlunun askerlik için yaratıldığını söylese de, Madox hayatını değiştirmiş gibi görünüyor. Ayrıca bence çocuğun isteğini yerine getirerek gayet iyi yapmışlar, ben de olsam bu psikopat bakışlı çocuğun bir dediğini ikiletmezdim.

*Harper Tattoo

David Beckham'la Victoria Beckham'ın en çok nesini seviyorum biliyo musunuz? Hiçbir çocuklarının doğumunda, onların fotoğraflarını milyon dolarlara satıp hayır kurumlarına bağışlayacağız triplerine girmedikleri için. Gayet de Twitter'dan Facebook'tan paylaşıyorlar bütün fotoğrafları. Ne güzel!
Ama şimdi bebeğin diil de David Beckham'ın bi' resmi var.. Boynuna kızının adını yani "Harper" yazdırmış, çok iyi!


*Roddick for Lacoste!
Andy Roddick, Lacoste'un yeni reklamlarında oynamış, klas bi' iş olmuş..


Lacoste Challenge: Re/fresh (Directors Cut) from Rob Chiu on Vimeo.



*Kobi Levi'nin sıradışı ayakkabılarını hâlâ görmeyen var mı? Kalmasın öyleyse..









Daha fazlasını, kendi kişisel blogu olan http://kobilevidesign.blogspot.com/ adresinde de görebilirsiniz!

*Bi' de sıradışı ayakkabı demişken, high heel Nike görmeye hazır mıyız, hiç bilmiyorum..





Ama sakin olalım, gerçek değiller.. Sadece "eğer olsaydı"nın kısa bir simülasyonu diyelim..

29 Temmuz 2011 Cuma

Ne var ne yok? #4

Patrick Wolf @ İstanbul Modern


14 Temmuz'da gerçekleşecek olan konser, havaalanında Patrick Wolf'un pasaportundan kaynaklanan bi' sorun sonucu Türkiye'ye gelememesiyle 15'ine ertelendi, ama Cuma gecesi planlarımızı bu güzel adam için bozmakla oldukça iyi etmişiz doğrusu. Kendisine hasta olan arkadaşlarım sayesinde tanıdığım Wolf'u konser boyunca gözlerimi sahneden alamayarak izledim, çok da etkilendim.

Konserde City, Together, Come closer, House, Time of my life ve Damaris gibi kültleşmiş şarkılarını söyledi, Londra'daki Türk komşusu sayesinde öğrendiği kelimeleri şarkıların içine serpiştirdi, sonra ceketini açtı bize kocaman nazar boncuğunu gösterdi. Klişeden öldü, ama oldukça utangaç ve sevimliydi.

Konser bittiğinde de "Thanks for taking my virginity" dedi, biz de "Ne demek, her zaman" diye karşılık verdik ve en kısa zamanda tekrar sözleşmek üzere ayrıldık.



*Pierces'tan yeni video!
Güzeller güzeli ablalarımız, Coldplay'den Guy Beryyman'in prodüktörlüğünde yeni albümlerinden bir single ile karşımızdalar.. Klip de, şarkı da çok güzel; nacizane tavsiye.



*Rihanna in Armani's
Rihanna, Megan Fox'un yerine geçerek Sonbahar-Kış 2012 sezonu için Armani'nin yeni iç giyim yüzü oldu. Armani'ye kızımızın konser kıyafetleri ilham vermiş.

*David Beckham - H&M
Malumunuz H&M bi' sürü kişiyle işbirliği yapıyo ama, en güzeli bu olacak sanırım. David Beckham, H&M için bir iç giyim koleksiyonu hazırlayacak. Koleksiyon, 2 Şubat'ta 40 ülkede satışa sunulcakmış, saldırın!

*James Franco ♥ Agyness Deyn


Eğer bu haber doğruysa, dünyanın en kusursuz çifti geliyor demektir. James Franco Playboy'a verdiği röportajda beş yıllık sevgilisi Ahna O'reilly ile ayrıldıklarını söylemiş. Sebebi de, kendisi Yale'de doktora yaptığı için derslerine odaklanma isteğiymiş. Fakat Star Magazin öyle demiyor, James Franco'nun sevgilisini terketme sebebinin Agyness Deyn olduğunu söylüyor. Gerçi bi' kaç ay önce James ikisinin birlikte arabadaki fotoğrafları Twitter'dan paylaşmıştı, ama sanırım Elle dergisinin Temmuz ayı için Agyness Deyn'in fotoğrafını çekmesi, ki birisi de yukarıdaki, dedikoduları iyice arttırmış. Gerçi Agyness Deyn bi' tanrıça malum, onun yanına kimse yakışmaz ama, benden yine de fully support!


*Lady Gaga kitap oluyor!
Ünlü fotoğrafçı Terry Richardson önderliğinde, Lady Gaga'nın 22 Kasım'da kitabı çıkıyor! Kitapta Richardson tarafından çekilmiş 350 adet daha önce görülmemiş Lady Gaga fotoğrafı olacakmış, fakat bu kitap için aslında yaklaşık 10.000 kare fotoğraf çekilmiş.

*Dünyanın en güzel kadını
Dünyanın en güzel kadınını buldum- bana göre tabii ve paylaşıyorum. Bu yaşıma kadar nasıl farkedememişim kendisini ilginç. Huzurlarınızda Denise Richards:

*Reis 1: Blair Waldorf
Gossip Girl'ün idol kızı Leighton Meester'in annesiyle davalık olduğunu bilmeyen yok sanırım. Leighton, annesine kardeşinin okul masrafları için ayda 7.500 $ gönderiyomuş fakat annesinin bu parayı kendi cilt bakımına ve botox'una harcadığını öğrenince annesini mahkemeye vermiş. Fakat daha sonradan ayda 10.000$'a anlaşmışlar, mutlu mesut ayrılmışlar. Bi' ayda hepimizi satın alacak parayı kazanan kızımız ailesine neden sadece 10.000$'cık layık görüyo orası da ayrı bi' konu.

Bu arada, Leighton, reisliğini ikinci kez sarsan bi haberle daha karşımızda. Kendisi, Milan Baros'tan sonra dünyanın en eblek insanı olan Justin Long ile çıkmaktaymış.

*Reis 2: Eva Longoria


Desperate Housewives'ın da idol kadını olan Eva Reis, alçak Tony Parker'dan sonra aşkı yeniden bulmuş gibi görünüyor. Penelope Cruz'un erkek kardeşi Eduardo ile çıkan Eva, sevgilisyle tatilde, yemekte, her yerde birlikte!

Hazır lafı açılmışken de Tony Parker'a tekrar tekrar "boyun posun devrilsin" isimli şarkıyı gönderiyorum, Eduardo senden 1500 kat daha yakışıklı diyor ve Demet Akalın şarkıları dinlemesini öneriyorum.

*Topshop Lookbook
Prim&Polished
New Mod
Glam Underground
Bavaria


Topshop'ın 2011 Sonbahar/Kış Lookbook'u çıktı nihayet. Koleksiyonu dört parçaya ayırmışlar: Prim & Polished, New Mod, Glam Underground ve Bavaria. New Mod, 60'lı yılların Britanyası, Prim & Polished retro, Glam Underground disko, Bavaria da birazcık çingene tarzında olmuş ama, görünüşe göre Topshop u yıl da çok sağlam geliyor! Koleksiyonun tamamı için buyrunuz:

Topshop 2011 Sonbahar/Kış Lookbook

*Barney Stinson talkshow!
Böyle bi' şey olsa şahane olmaz mıydı? Tam olarak bu olmayacak belki ama Neil Patrick Harris yakında bir talkshowa başlayacakmış.. Peki sürekli Skype üzerinden toplantılat yapıp akıl danıştığı mentörü kim dersiniz? Oprah Winfrey!

*Avcı vol. 2: Scarlett Johansson: 
Neredeyse her postta bu hatunun avcılığından bahsediyorum. artık adını hatırlayamadığım milyarlarca erkekten sonra, şimdi de kafayı yine bir Hangover karakteri olan Justin Bartha'ya takmış. Tamam Sean Penn'i saymazsak zevkli bi' arkadaşımızsın ama, artık bi' dursan mı diyorum? Haberi okuduğum site bile "She can never be alone" başlığını atmış..

*Zach Breff is not gay
Scrubs'ın arızası Zach Breff'in resmi internet sitesinde geçtiğimiz haftalarda "Gururla duyuruyorum ki, ben de bir homoseksüel'im" gibilerinden bir şeyler yazılmıştı, bütün kadınlar kahrolmuştu "vay arkadaş normal erkek kalmamış" diye. (Tabii bu benim ve arkadaşlarımın görüşüydü de neyse.)  Fakat sonrasında Zach kardeş bi açıklama daha yayınlamış, gay olmadığını, o cümleyi de sitesini hackleyen birinin yazdığını söylemiş. Kısacası bizim arkadaş arasında yapılan klasik spamlerden birini yemiş işte. Öyle.

*Küçük prenses/prens yolda mı?
Kate Middleton aşırı zayıf olunca, bütün dünya kendisinin Anorexia olduğunu düşünüyodu. Ancak son zamanlarda aldığı kilolarla hamile olduğu dedikodusu yayılmış. Ancak doktorlar onun bi' bebeği sağlıklı taşıyamayacağını söylüyormuş. Prens Philip de 90. doğumgününde Kate'e "Bana verebileceğin en iyi hediye, sene sonuna kadar söyleyeceğin bir hamilelik haberidir" demiş, hadi bakalım.

P.s. Zayıf olan her kadın anorexia değildir bu arada, lütfen.

*Seninki kaç santim?
Bütün dünya insanları olarak neden Enrique Iglesias'ın penisinin küçüklüğünü bu kadar iyi biliyoruz bilmiyorum. Son olarak da Avustralya'daki bi' konserinden sonra "Dünyadaki en küçük penis bende, yemin ederim" demiş, merak edilen (?) her detayı açıklamış kendisi, okuyalım ve bence bu konu burda kapansın artık. Buyursunlar:

Enrique Iglesias Interview

*Wouff Puff!
Bu ekip hakikaten şahane.. Puflar, yastıklar, posterler.. Ama biz bi' puflara göz atalım şimdi. Çok güzel diiller mi?




Bu güzellikler şurdan satın alınabilinir:

http://woouf.com/wp/index.php/catalog/?cat=10&col=0

*Tavsiye: Markafoni Blog dev bir hizmete el atmış, yeni çıkacak moda kitaplarından kitaplığımızda muhakkak bulunması gerekenleri listelemiş.. Buyrun!

http://blog.markafoni.com/2011/07/27/moda-kitaplari/

Ama şöyle bi' kitaplığım olmadıktan sonra...

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Ne var ne yok? #3

One Love için evden çıkmadan önce, yazmak istediğim bi kaç bi' şey birikmiş, ilgileneyim dedim. Artık ben şu iki gün boyunca bağıra çağıra Büyük Ev Ablukada ve Suede şarkıları falan söylerken, siz de bunları okursunuz.

Postun sonunda farkettim ki yazı biraz fazla saray ve elitizm kokuyor, olsun. Belki de bu bi' işaretti! Sevgiler.

*Andy Murray @ Wimbledon

Dün oynanan Murray-Nadal maçıyla Wimbledon benim için resmi olarak bitti, üstüne bir de kalbimin kırıldığıyla kaldım. Gudubet kayınvalide Judmoo'dan, bayan saç Kim Sears'den ve Andy cicişten bile daha çok üzülmüş olabilirim bu konuda. Ama sorun Andy'nin sadece yenilmiş olması değil, hem Wimbledon'da hem de Nadal'a yenilmiş olması. Yani görebileceğiniz üzere hayat bayaa zor.

Ha bi' de sevgili İngiliz medyası sözüm size, lütfen şu çocuğu rahat bırakın artık! (ağlamalar)

*Scandalo Reale



Başlık buram buram Google Translate kokuyo, farkındayım. Ama hem Royal bir durum hem de skandal bi' haber varsa, oralarda benim dolaşmamam çok yazık olurdu.

Bi' önceki "Ne var ne yok" postunda İtalya'nın royal wedding'inden bahsetmiştim. Fakat düğüne günler kala, Güney Afrikalı gelin Charlene Wittstock'un ülkesine kaçmaya çalıştığı fakat polis tarafından son dakikada durdurulduğu dedikodusu yayıldı. Neden mi? Çünkü yine söylentilere göre müstakbel prensesimiz, Prens Albert'in üçüncü gayrimeşru çocuğunu yeni öğrenmiş (yani ilk ikisini kabullenmişti) "bu kadarı da fazla" diyip kaçmak istemiş "runaway bride" hesabı. Ama prens, nişanlısının pasaportuna el koymuş, ki işin skandal kısmı asıl bu galiba.

Neyse, sarayın basın sözcüleri bu haberleri yalanlamış ama aslında doğru, en azından prensin avukatlarının dediğine göre pasaporta el koyma kısmı doğru.

Gerçi dün, düğün öncesi balkondan halkı selamladılar birlikte. Gerçek ve büyük kilise töreni ise bugün yapılacak, bi' aksilik çıkmaz umarız.

*Prens William, Fransızca, Wtf?

Vee işte gerçek prens, sevgili Cambridge Dükü Prens William ve sevgili eşi Katherine Kanada'dalar. Fakat konumuz bu değil, konumuz biricik prensimizin Fransızca konuşuyor olması. Aman Allahım.



*Jonathon Meyers'in intihar girişimi


Ve şimdi de çakma prens, namı diğer The Tudors'un yakışıklı prensi 'Henry the eighth' Londra'daki evinde oldukça faza ilaç içerek intihar girişiminde bulunmuş, neyse ki erken müdahele sonucu kurtulmuş. Kendisinin alkolik ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve biçok kez rehabilitasyon merkezine yattığını biliyorduk, ama ne yazık ki iyileşememiş. -Bu arada Us Weekly'e konuşan gizemli bir kaynak bunun intihar girişimi değil, yanlış ilaç kullanımından kaynaklanığı söyelmiş ama Britanya basını pek de öyle düşünmüyor.

*Prenses Diana, 50 yaşında olsaydı...


Newsweek, Prenses Diana'nın başına o korkunç 'kaza' gelmeseydi, bugün nasıl giyineceğini ve nasıl bir prenses olacağını araştırmış, photoshoplamış, hatta bi' Twitter hesabı olsaydı neler paylaşacağını bile düşünmüş, pek de güzel yapmış.. Yazı çok uzun olduğu için çeviri olaylarına hiç girmiyorum, orijinal linki veriyorum :)


*Harry, bi' kez de doğruyu söylesen!

Bu post farkında olmaktan baştan aşağı royal dedikodularla doldu ama bilinçli yapılmış bir şey değil efendim, kraliyettir, saraylardır falan, ruhumda var, yapacak bi' şey yok.

Neyse, bilindiği üzere uzatmalı sevgilisi Chelsy'den ayrılan ve yeni Cambridge Düşesi Kate'in kızkardeşi Pippa ile sürekli dedikoduları dönen Prens Harry, sonunda isyan etmiş ve çevresine sürekli "Pippa'yla çıkmıyorum, aslında kimseyle çıkmıyorum!" diyormuş. Fakat The Sun öyle demiyor, Prens Harry'nin, Jenson Button eski sevgilisi olan iç çamaşırı mankeni Florance Brudell ile çıktığını iddia ediyor. Yakında çıkar kokusu diye ümit ediyorum.

*Paris Moda Haftası...

Merhaba, ben hayatımda hiç bu kadar 'stylish' erkeği bi' arada görmemiştim, ya siz?







25 Haziran 2011 Cumartesi

Ne var ne yok? #2

İptal olan konserler, yeni şarkılar, reklamlar, düğün haberleri...

*Jay-Kay! :(

Ve Jamiroquai konseri ertelendi. Çünkü Jay-Kay'imiz muhtelemen sağa sola zıplarken bileğini burkmuş! Uygun olmadığımız bir tarihte gelirseniz; bayaa fena olur arkadaşlar!

(Biz, "bloga Amy Winehouse iptalini yazalım, Jamiroquai konserinden sonra da postu yayınlarız" diyelim, başımıza gelene bak!)

*Amy Winehouse, süresiz izinde
Belgrad'da sahnedeyken yaşananlarda sonra, İstanbul konserinin de iptal edilmesi üzerine pek çok spekülasyon yapıldı fakat son sözü Amy'nin grup arkadaşlarından birisi söyledi: Amy müziğe ara veriyor.

Sağlık sorunlarının ruh halini ve performansını etkilemesi üzerine ailesi ve ekibiyle böyle bir karar alan Amy sahnelere döner mi bilinmez ama öncelikli olan onun kendini iyi hissetmesi ve bu yetenekli kadının tekrar sevdiği işi yapmaya başlaması.

*Yeni Morrissey şarkıları!

Hem de tam üç adet ve biribirlerinden güzeller; buyrunuz!

Action is my middle name:

Morrissey - Action Is My Middle Name (BBC Session) by TheNJUnderground

The kid is a looker:

Morrissey - The Kid's a Looker (BBC Session) by TheNJUnderground

People are the same everywhere:

Morrissey - People Are The Same Everywhere (BBC Session) by TheNJUnderground

*Penn Badgley as Jeff Buckley

Gossip Girl'den tanıdığımız Penn Badgley, "Greetings from Tim Buckley" filminde Jeff buckley'i canlandıracakmış. James Franco ve Robert Pattinson da bu rol için düşünülen diğer adaylarmış (skandal) fakat rolü Penn'ciğimiz kapmış. -Zaten biricik Jeff'i bir Humphrey erkeğinden daha iyi kim canlandırabilir ki?

Bu haberi Twitter'dan paylaştığımda herkes sonuçtan memnundu, fakat benim okuduğum Amerikan forumlarında insanlar bu eşleşmeden oldukça rahatsızdı. Öyle ki, büyük arıza çıkarmamalarının tek sebebi bunun bir Jeff Buckley biyografisi değil, sadece babasıyla arasındaki ilişkinin anlatıldığı bir film olmasıymış.

*Leo'cuğum, sana bi' aşçı bulalım?

Us Weekly'de yazdığına göre, Leonardo di Caprio, Blake Lively'den gerçekten çok hoşlanıyormuş ve ondan neden çok etkilendiğini de şöyle açıklıyormuş: "Çünkü yemek yapabiliyor!"

Demek ki, koskoca Leonardo di Caprio bile olsa, erkeğin kalbine giden yol gerçekten midesinden geçiyormuş...

Nerde benim yemek tarifi kitabım?;

*Scarlett Johansson: Gerçek bir avcı!

Hiçbir zaman çok uzun süre yalnız kalmayan, hatta bu uğurda Sean Penn gibi biriyle bile çıkan Scarlett, (Dipnot: Ona güzel diyen bana demesin) şimdi de 'Erkekler ne söyler, kadınlar ne anlar'daki rol arkadaşı, Hangover 2'nin yakışıklısı Bradley Cooper ile çıkmak istiyormuş! In Touch'ın haberine göre, bu avcı arkadaş Brad'e mesaj atmış, yakında buluşacaklarmış. Her ne kadar Brad mesajlarında kariyerine yoğunlaşmak istediğini söylese de, Scarlett onun fikrini değiştirebileceğini düşünüyormuş. (Umarım poponun üstünde geri dönersin.)


*Royal Wedding part II

İngilizlerinki royal de, İtalyanlarınki değil mi? Evet belki Prens Albert, bizim William'ımız kadar çekici değil, fakat nişanlısı Charlene Wittstock oldukça sıradışı bir kadın ve 1 Temmuz'da Monaco Prensesi olacak.

33 yaşında Güney Afrikalı bir yüzücü olan Wittstock, Amerikan Vogue'a mayolu poz verecek kadar cesur. "Albert'le tanıştığımda ve onu etkilediğimde üzerimde mayo vardı, mayo bence dünyanın en özel giysisi" diyor müstakbel prenses. Halka resmi olarak tanıtıldığında, kıyafetlerini kafasına göre seçen ve ertesi gün gazeteler tarafından rüküş ilan edilen bu genç kadına ise kısa süre sonra moda tanrısı Karl Lagerfel'den uyarı gelmiş: "Sen yeni Grace Kelly olacaksın, kıyafetlerine dikkat etmelisin."

Tabii sadece nişanlısı değil, Prens Albert de gerçek bir spor tutkunuymuş. Resmi siteden aldığım bilgilere göre neredeyse bütün sporları sadece izlemekle kalmıyor, ayrıca yapıyormuş da. Tenisten futbola, hentboldan squasha, yüzmeden golfe ve voleyboldan judoya kadar yok yok prensimizde. Charlane de "aynı tutkulara sahibiz" derken çoğunlukla bunu kastetmiş olmalı.

Nişanlısının, "doğal ve makyajsızken her zamankinden çok daha güzel" diye bahsettiği gelecekteki Monaco prensesinin gelinliği, Giorgio Armani tarafından hazırlanacak.

*David Beckham for Samsung

2012 yılı için Samsung'un yüzü olan David Beckham ilk reklam çekiminden ilk görüntüsü. Saçlarının güzelliğine diyecek bir şey bulamıyorum. Buyursunlar:


*Angelina & Brad: Sahte düğün!

Geçtiğimiz hafta Angelina Jolie ve 7 yıllık sevgilisi, 6 çocuğunun babası Brad Pitt'in gelinlik-damatlıkla pozları yayınlandı. İddiaya göre çift çocuklarının ısrarı üzerine gerçek olmayan, yerel geleneklere göre yapılan bir tören düzenlemiş ancak önümüzdeki aylarda Macaristan'da da gerçek bi' düğün yapmayı planlıyorlarmış.

*Versace for H&M!
H&M'in bu sezon yarattığı hayalkırıklığını fazlasıyla tamir edebilecek bi' haber geldi; 17 Kasım'da Versace'nin H&M özel tasarımları satışta olacak. Donatella Versace tarafından tasaralanacak olan ürünler, erkek, kadın ve ev eşyaları için olacak.

Muhtemelen Lanvin koleksiyonunda olduğu gibi mağazada en fazla 15 dakika kalabileceğiz ve müthiş izdiham olacak ama, bu işbirliği için değer.

Dipnot: Ankara da yakında H&M'ine kavuşuyormuş.

*It's a boy for Natalie Portman

Natalie Portman, nam-ı diğer yüzyıllardır karnı burnunda gezen kadın, sonunda doğum yaptı ve bir oğlu oldu. (Gayet de güzel oldu, dünyaya bir tane daha annesi gibi overrated olacak kadının gelmesini insanlık sindiremezdi.) Portman ve nişanlısı Benjamin Millipied bebeğe henüz isim vermemişler, ama 'Alef' olabilirmiş.

Tavsiye: 
*Gencecik, pırıl pırıl bir sanatçı, Taşkışlalı Tuğçe Zaloğlu resim sergisi, Beyoğlu Mali Müşavirler Odası Sanat Galeri'sinde; bugün son gün!
*Pera Müzesi, İhsan Cemal Karaburçak sergisi. (Bütün resimler şahane değil belki, ama özellikle mor ağırlıklı olanlara dikkat, gözlerinizi alamıyorsunuz!)
*Pek tabii ki One Love, ardından Caz Festivali kapsamında Jamie Cullum ve Patrick Wolf!

25 Haziran: Dünya Şirinler Günü!

10 Haziran 2011 Cuma

Ne var ne yok? #1

Kendimi eve kapattığım için yapacak alakasız bi' iş bulmam gerekiyordu, ben de yüzyıllardır dokunmadığım blogumla ilgilenmeye karar verdim ve kendi kendime yeni bi' post akımı başlattım. Bu aralar ilgimizi çeken neler var ne yok, nerelere gidiyoruz geziyoruz bakalım istedim.

*Interpol'ü Küçükçiftlik'te dinledik!


Barricade yayınlanmadan önce dinleyebilmiş şanslı insanlardan olduğum günden beri, bu eski sound'undan biraz uzaklaşmış grubu yeni halleriyle canlı dinlemek gerekiyor diye düşünüyordum ki beni kırmadılar, ben bunu söyledikten beş ay sonra Türkiye'ye geldiler. Biz de biletlerin satışa çıktığı ilk gün hücum ettik de, ona gerek yokmuş neyse.

Konser genel olarak durağan olsa da güzeldi. Grubun zaten seyirciyle iletişelim gibi bir derdi yok ama ara sıra Türkçe/İngilizce teşekkür ettiler ve sadece çaldılar. Ses sitemi hakkında söyleyebileceğim tek şey ise; her kim bizim organizatörleri "bu lunaparkta çok güzel konser olur yea" diye kandırdıysa hayatında bi' daha konser izleyemesin. Amin.

Paul Banks'in mükemmel sesini canlı duymak, Interpol şarkılarına eşlik etmek çok keyifliydi sonuç olarak. Grup da sözünü verdi ama, umarız yakın zamanda gerçekten tekrar görüşürüz.

*Jared Leto Hugo Boss reklamlarında oynadı!
Daha başarılı bir seçim olamazdı sanıyorum. Erkek ırkının ulaşabileceği en üst nokta olan Jared Leto, Hugo Boss parfümleri için kamera karşısındaydı.



*Coldplay yeni single'ını çıkardı!
Yeni şarkımız hem çok renkli hem de çok güzel! Buyursunlar:



*Beirut'tan da yeni albüm: The Rip Tide!
Canımız ciğerimiz, İstanbul'a tekrar gelsin diye gözlerinin içine baktığımız Beirut'umuz 30 Ağustos'ta yeni albümünü yayınlayacak. Biz dört şarkıyı dinleyebiliyoruz şimdiden, ama şuradan bütün albümü satın alabiliyoruz:
http://www.midheaven.com/item/east-harlem-by-beirut-7







Ben buna bayıldım!:



*Josh Holloway yaşlanmış :(




Günün kara haberi geliyor, Lost'umuzun Sawyer'ı, pislik ama çekici insan Josh'ımız 150 kilo olmuş, yaşlanmış, sakallarına aklar düşmüş. Fotoğraf JJ Abrams-Steven Spielberg'in yeni filmi Super 8'in galasından.

*Adele'nin ginger aşkı!



Tombiş ama güzel sesli kızımız Adele, gözümüzün nuru Prens Harry ile flört etmek istediğini söylüyormuş sağda solda. Hatta bir röportajında söylediğine göre, kızıl insanlardan pek hazetmezmiş ama söz konusu Prens olunca istersen beğenme tabii.










Kızımızın dediğine göre ikisi çok eğlenceli bi' çift olurlarmış ve sürekli eğlenirlermiş. Ayrıca Adele'nin daha önce de birkaç "celebrity" flörtü olmuş ama onlardan pek hoşlanmamış, prensin farklı olduğunu düşünüyormuş.




 Burdan kendisine önce aynaya, sonra Prens Harry'e, sonra tekrar aynaya ve prensimizin eski sevgilisi Chelsy'e bakmasını öneriyorum. Sonra da bi' daha aynaya bakmaz zaten.

*Şimdilik dikkatimi çeken son deikodular bunlar. Postumuzu, adını aldığı bu güzeller güzeli şarkıyla bitirelim artık: