14 Aralık 2010 Salı

Sami Yen'e Veda Ederken...



Eskiden tribünlerimiz böyleydi işte, coşkulu, renkli.. Sami Yen'e veda ederken de böyle olması gerekmez miydi? En azından ben gittiğim ilk ve son maçta olmasını dilerdim. 

Gençlerbirliği ile oynadığımız, Ali Sami Yen'deki son lig maçımızda, Ali Sami Yen'dydim. Biz daha yerimize yerleşmeye çalışırken birden gol olduğunu gördük zaten, "olur böyle" diyip maçı izlemeye devam ettik. Ama ilk 11'e baktığınızda, durumu değiştirmek için çabalayan ve de kendilerince başarılı olan bir Cana var, Kewell var, Neill ve bir de Hakan Balta. Oyunun 30. dakikasında falan sahada olduğunu farkettiğimiz Aydın'dan bahsetmek ise ne kadar doğru bilmiyorum.

Aslında futbolcular çabalıyor, hepsi çabalıyor hem de. Neden olmuyor öyleyse? Yeteneksizlik mi, şanssızlık mı? Dünyanın en zor sorusunu sordum ama, bir takım zaten "Milan Baros da sakattı ya, çok şanssızız bu konuda" diyip sadece bir oyuncusuyla kurtarabilecğini düşünüyorsa burada ters giden büyük sorunlar var demektir.

Maçın 2. yarısında oyuna giren Arda Turan faktörü var bir de, elinden geleni yapıyor ama olmuyor işte. Bu kadroyla, bu sistemle olmuyor demek. 

Maçın sonlarına doğru ise durum 2-0 Gençlerbirliği lehineyken tribünlerden şu tezahürat yükseliyor: "Sami Yen hakkını size helal etmiyor". Tüylerimiz diken diken oluyor. Devamında is Adnan Polat ve yönetimi defalarca istifaya çağrılıyor, "formayı çıkarın çıplak oynayın" deniyor ve Gençlerbirliği ataklarına "oley" çekiliyor.Koltuk kırma olaylarına olaylarına ise hiç girmek istemiyorum. Bütün bunların Ali Sami Yen' veda ederken olması ne acı..

Fakat benim, maç bitiminden ertesi sabaha kadar asıl söylendiğim durum ise şuydu: "Abi, Gençlerbirliği ilk deplasman galibiyetini bizden aldı."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder